Mavi Bir Merhaba:
Cumhuriyet kitap
Eylül 1999
|
| |
| Bu kitap “53.Yunus Nadi Öykü Ödülü”nü paylaştı. Anlık olaylar, kişinin ilgisini çeken olaylar, etkileri süresiz olan olaylar. Ulviye Alpay’ın kaleminde bütüne yönelmiş. Göreceksiniz, Alpay’da yüceyi bulma cabası var. Yepyeni bir öykü biçemi, pırıl pırıl bir dil, insanı sarsan öykü kahramanları. Bu yapıtta “yeni”yi bulacaksınız, yazınımıza kutlu olsun. |
|
Mavi Bir Merhaba:
Kitap arkası yazısı |
| |
Ulviye Alpay’ın, 53. Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Mavi Bir Merhaba’sı kadınlara dair bir kitap. Yazar öykülerinde, sevilmeyi bekleyip karşılık alamayan, aşkı içinde büyütürken ayrılığın yıkımına katlanmak zorunda kalan, özgürlük ve kimliğini koruma adına icinen, acı çeken kadınları anlatmış çoğunlukla. |
Ulviye Alpay’ın öykülerinin dokusunda, farklı kesimlerden kadınlarla erkeklerin çelişkili ve çatışmalı ilişkilerinin yanı sıra, hep zarafetle sarmalanmış bir erotizm var. Erkek egemen dünyanın göz ardı ettiği kadın cinselliğini büyük bir ustalıkla vurguluyor Ulviye Alpay. |
| |
“Ulviye Alpay’ın ‘Mavi bir Merhaba’ adlı yapıtında, özellikle aynı adı taşıyan son öyküsünde, bir sevda serüveninin en ince ayrıntılarına varıncaya dek gerçekçi bir anlatımla verilmesindeki dinginsiz cesarete hayran olmamak elde değil.” |
Vedat Günyol |
| |
| |
Muzaffer Uyguner
Haziran 2000 Türk Dili Dergisi |
| |
Ulviye Alpay öykülerinde kadın erkek ilişkilerini, aile yaşamı ve bu yaşamdaki olumsuzlukları ortaya koymuştur. Öyküler, daha çok kadınların anlatımı ile ortaya çıkarılmıştır.Bütün terslikler, olumsuz davranışlar böylece bu anlatım tekniği ile okura sunulmuştur. Alpay, zaman zaman şiirsel bir anlatımla bizi düşler ülkesine götürmektedir. Böylece, kadın kişilerin şiirsel dünyasına dalıyoruz. Bu şiirsellikle bütün çevre de önümüze çevrilmektedir. |
Öykülerin kurgulanmasında, uzun ve iç yaşantısının başarılı düzenini görmekteyiz. Toplumumuzdaki toplumsal yaşamdan, kadın erkek ilişkilerinden hepinize, hepimize Mavi Bir Merhaba. |
| |
| |
Ulviye Alpay’la tanışmadınız mı Siz?
Üstün Akmen |
| |
…….. bu kitabın mutlaka okunması gerektiğine inananlardanım. Bu inancımı ısrarla savunurken ya da nedenlerimi sıralarken anılan kitapta dokuz öykünün dokuzunu da birincil tanığım olarak göstereceğim. Bir öyküdeki kahramanın yalnızlığı, bir de bakıyorsunuz Alpay’da roman boyutu kazanıvermiş. Bir başka öyküdeki yalnızlık, okuyanı içe dönük bir yaşama sürüklüyor. |
Ulviye Alpay’ın kaleminde insan, doğa, ne bileyim cinsellik, öyle pek iyi bildiğimiz insan, doğa ya da cinsellik değil. Okurken, insan o bildiklerini hemencecik aşıyor. Doğanın içindeki insan da, insanın yaşamındaki cinsellik de yüce birer olguya dönüşüyor. Basitlik hiç yok Alpay’da. Hemen sulanıverecek bir konuyu, örneği, “Ninenin Çorapları”nda öylesine incelikle işliyor ki; basitlik ne kelime, nenin, torunun, gelinin, oğlun öyküsü bittiğinde insanın burun direği şöööyle bir sızlıyor. |
| Ulviye Alpay, belli bir erekten yola çıkarak başlıyor öyküye. Yaşanmış bir olay mıdır, anlattığı, gördüğü bir düş müdür, herhangi bir dönemde, herhangi bir yerde anlatılmış, “kulaktan dolma” bir söylencemidir, yoksa duygulu bir sürecin sonunda yeşeren, fışkıran, büyüyen bir imge ürünümüdür, elbette bilemeyiz; bilemeyiz bilmesine, ama kesin olan Ulviye Alpay’ın hem anlatması gerektiğine inandığı, hem de anlatılması gereken bir öyküsü olduğu. |
Ulviye Alpay’da yakaladığım başka bir gerçek, anlattığını kendine özgü anlatım biçeminde anlatırken, anlatılanların içinde insan sıcaklığını hiç mi hiç savsaklamadığı, hatta olabildiğince üreyen çağrışımların, çağrışım şaşırtmacılıklarının içinde çoğalan dilini, bir cambaz ustalığı ve coşkuyla kullanarak hep yitik bir şeyler arar, hep zamanı denetleyememenin ince hüznünü yaşar gibi oluşuydu.
|
Nevzad Sudi
|
|
Ulviye Alpay'ı Yunus Nadi öykü yarışmasında ödüle yaraşır bulunan "Mavi Bir Merhaba"(*) adlı yapıtıyla tanıdım. |
Bu yapıtındaki öykülerin tümünde, bir romana konu olabilecek belirgin ve verimli bir tabanın, birkaç tümceye sığdırılan ayrıntıların varlığını, ilerde olgunlaşacak sürgünlerin ilk uzantıları olduğu gerçeğini görmek olanaklıydı. |
Nitekim Ulviye Alpay'ın yeni yapıtı "Çalkantı" (") adlı romanı, bu gözlemimde yanılmadığımı göstermiş, ilk olmakla birlikte, Ulviye Alpay'ın roman yazarlığını öne çıkarmıştır. Aslında gençlik romanları dizisinden yayımlanan "Ben Sevilmeğe Değerim") adlı yapıtının da bu ilkin bir öncüsü olduğu söylenebilir. |
"Çalkantı"nın ilginç bir konusu var. Denizi, denizcileri, gemi ve gemicilerin gerçek yüzünü, bu konuları çok iyi bilen bir kişi yaklaşımıyla anlatıyor bizlere. |
"Çalkantı" adı, romanın gerçek yönüne ışık tutan bir ad. Denizin çalkantısıyla, geminin özdeksel ve devinimsel çalkantısı, denizcilerin bedensel ve tinsel çalkantıları özdeş ortam içerisinde gelişiyor ve kaynaşıyor. |
Anlatım, çok yalın ve akıcı. Sürükleyici olmasının yanı sıra, okuru hep uyanık tutmaya, onu da çalkantıya katılmaya çağıran ezgisel bir içtenliği var. |
Romanın bölümsel geçişlerindeki rahatlık, yazarın konuya egemenliğinin bir göstergesi.
Romanın görünümsel yapısının varsıllığı, sürekli yeni çağrışımlara ve çalkantılara sürüklüyor okuru. Aşağıdaki tümceler, romanın genel havasını yansıtması bakımından ilginç geldi bana.
"Tanrı, erkeklerin yazgısını böyle yazmış. Tanrısız ol, ama kadınsız olma!"
"Erkekler, kadınların yeşerip ışkın verip meyveye durmasından çekinirler nedense".
"Sevenin isteğidir sevilenle yok olmak.''
"Aşkın keskin kılıcı, dilim dilim doğrar beni."
"Giz dolu bir aşk serüveninin trajik sonu". "Albatrosla gemi kaptanının örtüşen yazgısı".
"İsteklerimize kavuşunca daha fazlasını isteriz. İstekler bitince, yaşam da bitmiş demektir."
"Havada uçan her albatros, denizde yiten bir denizcinin ruhudur."
"Balinaların kuyruğunda gezinir / kocamış liman orospuları"
"Limanda günlük, saatlik koca bekleyen orospular, arpası çok gelmiş kısrak gibi yerlerinde kıpır kıpırdılar."
"Uyku çoğu kez duygularıma vurulan en iyi susturucu oluyor."
Ulviye Alpay'ın bu yapıtıyla yazınımızda roman alanında önemli bir yer aldığı yadsınamaz bir gerçek.
Vazgeçilmezliğini bu yapıtıyla kanıtlamış bulunan Ulviye Alpay'ın yeni romanlarını beklemek hakkımızdır sanırım. |
|
 |